söndürmek tüm sigaraları,hayatın pörsümüş derisi üstünde...

6/8/2008 - veda mektubu

Kategori: my soul
ağlayarak yazıyorum sana bu mektubu...
gözyaşlarını hissetmek istiyorum sevgilim,gözyaşların sızsın şimdi boynumdan içime...

uyumaktan başka hiçbir kurtuluş yolu yok artık...
sırt üstü uzanıp kapatıyorum gözlerimi,ve gözlerimin kenarından akan ıslaklık sanki bir okyanustaymışım gibi hissettiriyor.
kollarımı yavaşca yanlara dogru açıyorum.sanki o koca boşlukta süzülüyorum.yok gibi..ölü gibi..

sayıklıyorum ismini duymadığını bile bile...gözkapaklarımın altında yüzün...

gülümseyişinmiş beni hayata bağlayan; meğer bunca zaman düşündüğüm yalnız senmişsin...

beni nasıl bir yalnızlığın,nasıl bir boşluğun içine ittiğini bilemezsin...

yeni bir günün doğacağına inanasım gelmiyor,çünkü artık aydınlık ya da karanlık benim için farketmiyor...
gözlerimi kapatıyorum,bundan başka çarem yok...

şuan öyle ihtiyacım var ki,senin sesinden herşeyin düzeleceğini duymaya...

hakettiğim şey gerçekten bu mu diyorum bazen seni bulanık zihnimde hatırlamaya çalışırken...

işin ilginç tarafı kimse anlayamıyor içinde bulunduğum boşluğu,kendi boşluğumu yine kendimin doldurduğunu...

her gece ama her gece biraz aha gözyaşı döküyorum ardından...

yaşanan tüm güzel saatler...tüm güzel anılar...

ve kağıda düşen gözyaşlarım...

hatırlatıyor bana tuzlu dudaklarımla öptüğüm günü seni..

hayal kurmaya çalışıyorum sana dair...olmayanı istemek meğer en beteriymiş hayal kırıklıklarının...

içimde öyle bir hissizlik var ki;şimdi ellerim kopsa ya da bıçaklansam sahibine ihanet eden yalnızlığım tarafından sanırım hissetmem...

terkedilmeyi kimse haketmez..

hayır! eder!

ama ben haketmedim.gözyaşlarım bir tanrının ağıdı oldu şimdi..

ağlamaktan başka çarem yok acımı azaltmak için...

kapatıp gözlerimi dönmek o koca kara okyanusa ve yeniden uyanmamak kalmak hep koynunda...

tek isteyebileceğim bu şimdi bu hayattan...

çaresizliğimde pusuya yatmış bir ölüm,lanet bir çakal...

ve kapanan gözkapaklarının ardında silik hayalim,

fısıldıyor olacağım sana sevgilim...

hoşcakal...
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

28/7/2008 - doğalsız

Kategori: my soul

gözlerin..
bana bakıyormuşsun gibi...
oysa biliyorum ne görmek istediğini.avcumdan kayıp giden hayal parçaları.içimde sonu gelmeyen hayat kırıntıları.herşeyi bildiğini sanan ukala küçük gözlerin..herşeyi bildiğini sanan küçük gözlerim.ve sana adanmış tüm satırlar...
koparıp çeksem seni gökden,seni varetsem,yaratsam yeniden,olmaz ki..kadere karşı gelinmez ki...
----------------------------------------------------
günah işlemekten korkuyorduk ya sevgilim biz,aşkın kutsallığında varolabilmek için.oysa bak en büyük ihaneti biz ettik tüm sevgilere yeryüzündeki..ayrılık neydi ki?olmayacaktı..oysa bak,ayrıyız..cümlelerde hala -biz- olmamız neyi değiştirecek?değiştiremedikten sonra olanları?ve şimdi bir kaç damla gözyaşının ardına sığınıp merhamet bekliyorum senden.kara bir odada adını andığımda aydınlanan bir resim.çerceve boş..resim boş..belki bir kağıt parçası.ama ne zaman baksam seni görüyorum.illüzyon belki de.kesinlikleöyle.ama seni görmek istiyorum.içime dol,kocaman ol istiyorum.senden başka bir sevgiye gücüm ve ihtiyacım yok.o yüzden sevgilim biz olabilelim diye göğe bakıyoprum..belki o küçük kuş..yine konar omzuma,beni sevdiğini söyler bana..kim biler ki..
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/7/2008 - so fell autumn rain

Kategori: my soul

Bir düştü gördüğümüz en güzelinden,

Ve bir kış türküsü,

Acımadı, uyandırdı bizi aniden…

Gözlerini düşünüyorum bu gece. Bu gece bana neler yaptığını düşünüyorum eşsiz gözlerinin.

İçimi eriten bakışlarını düşlüyorum şimdi.

Ne de mutlu bir hikâye uydurmuştuk ikimize. Bizim için biçilmiş kaftandı bu aşk, giydik üstümüze.

Meğer modası geçmiş giysilerimizin.

Meğer modası geçmiş kokularımızın, tenimizin.

[oysa ben her daim tapabilirdim boynundaki ekşi vişne kokusuna]

Her daim içime çekebilirdim. Nefes alıp verme eylemimi sonlandırmaya dahi hazırdım içimde kalasın diye.

Oysa ne de çok istemiştim ikimiz adına ümitle bakabilsin gözlerin diye.

Meğer aşkı yaşarken ağıtını yakmak gerekiyormuş. Meğer ne çok sevdiğinin bilincine beraberken varmak gerekiyormuş…

Yosunlu denizlerden çıkardığım, tek tek öpüp güneş doğmadan boşluğuna yerleştirdiğim o iki koca kahverengi erik taneleri

Gözlerin…

 

Sabah gülümsediğinde dudağının kenarında bir –seni seviyorum- asılı iken, ne mutlu ederdi beni bakışların… Okyanuslarda kaybolmuş kadar mutlu olurdum…

Oysa şimdi kaybolmuş bir haz yaşatmıyor bana. Şuan nefret ediyorum öpüşmekten.

Gece oluyor pencerede… Seviyorum üstelik gece oluşunu. Gün doğarken ağır ağır göğsümün üstünden neşterle kesip atıyorum seni. Her gün biraz daha. Her gün biraz daha umutla. Çünkü biliyorum ki mutluluğa dönüş için acıyı hakkıyla çekmek gerek…

Nefes alışlarım yavaşlıyor bu küçük bayat şarap koka odada. Gözlerim bir bıçağın yansımasında… Ölüme sesleniyorum senin için… Gözlerini çalıp getirse bana şimdi bir akbaba… Ve avucumda gözlerinle kapasam gözlerimi… Büyük terk edişten önce görebilsem dünyamın tek gerçeğini…

Oysa şimdi elimde bir fotoğraf. Sabit bakışların. Ara sıra doluyor gözlerin. Ya da ben ağladığım için bulanık görüyorum. Ama hissediyorum, acını kederini… Bir zamandan sonra ölüyor gözlerin ve avucumda sıkıyorum resmi sıyırıp atarken göğsümdeki izini… Ve tekrar iman etmek iki koca kahverengi erik tanelerine. Güneşin bir sonraki doğuşuna kadar…

Ve son söylemek istediğim, hiç bir şey koymadı bana, bunca yaşanandan sonra aramızda sadece boşluk olduğunu anlamak kadar…

Beni neden seviyorsun ki böyle? Aramızda ne var demiştin ya.

Boşluk var…

Sadece gözlerinle dolabilen bir boşluk…

Sadece ekşi vişne kokusuyla dolabilen bir boşluk…

Sadece acımla dolan bir boşluk…

Ve tüm sular dinginleştiğinde, her yerin güneşi doğduğunda ve bir bebek sabahın ilk ışıklarında ağladığında, hatırımda kalan tek şey gözlerin dudağımın kenarında asılı kalan bir sigarayla.

İki koca kahverengi erik taneleri…

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

lethe de yıkayın beni...

Kategoriler

Arkadaşlarım

madlyredstone
redstoned